an online Instagram web viewer

#edirnem medias

Photos

İsyanı zorlukla bastıran İmparator Justinyen “Adem’den beri hiçbir devirde görülmemiş ve görülmeyecek” bir ibadethane yapmak için harekete geçti. Önceki bazilikanın kalıntılarının üzerine 532 yılında yapılmaya başlanan, Hıristiyanlık âleminin bu en büyük kilisesi beş yılda tamamlanarak, 537’de merasimlerle açıldı. İmparator hiçbir masraftan kaçınmayarak devlet hazinesini mimarların önüne saçtı. (Tralles’li Anthemius ile matematikçi, Miletoslu İsidorus) Kubbe inşaatı Roma mimarisi tarafından geliştirilmiştir, Bazilika planı da eski devirlerden beri tatbik edilmekte idi. Yuvarlak yapıların üzerleri çok büyük ölçüde kubbe ile örtülebilmişti. Ancak Justinyen Ayasofya’sındaki gibi dikdörtgen bir mekan ortasında, dev ölçüde bir merkezi kubbe yapımı, mimarlık tarihinde ilk kez deneniyordu. Rahiplerin koruyucu duaları okumaları devam ederken, İmparatorluğun hemen her yerinde mevcut olan erken devir kalıntılarından getirtilen çok sayıda ve değişik mermer parçaları, sütunlar yapıda kullanıldı. Sonraları da bu devşirme malzeme ve bilhassa sütunlar için, neye yarayacağı anlaşılmaz, bir sürü orijin hikayesi uyduruldu. Justinyen devrinde Ayasofya bir zevk ve gösteriş ürünü olarak ortaya çıkmıştı. Sonraki devirlerde ise bir efsane ve sembol olarak kabul edilmiştir. Bin yıl süre ile aşılamayan ölçüleri yanında finans zorlukları ve teknik yetersizliklerden ötürü efsanevi görülmüş, böyle bir yapının ancak kutsal kuvvetlerin yardımı ile yapılabileceği zannedile gelmişti. Ayasofya bir 6yy. Bizans devri eseri olmakla beraber, ön misali olmayan, sonraki devirlerde de taklit edilmeyen Roma mimari geleneğine bağlı bir “Deneme” dir. Dış ve iç görünüşteki tezat ve iri kubbe Roma’nın mirasıdır. Dış görünüş zarif değildir, proporsiyonlara dikkat edilmemiş, bir kabuk gibi yapılmıştır. Bunun tersine iç görünüm saray gibi görkemlidir, göz alıcıdır; yapı, dev bir “İmparatorluk” eseridir. Açılış merasiminde heyecanına hakim olamayan İmparator atların çektiği arabası ile içeriye dalmış, Tanrıya şükür ederek, Süleyman Peygambere üstün çıktığını haykırmıştı. Bazilika etrafını çevreleyen yüksek binaları ile büyük bir dini merkez olarak gelişmişti.
İsyanı zorlukla bastıran İmparator Justinyen “Adem’den beri hiçbir devirde görülmemiş ve görülmeyecek” bir ibadethane yapmak için harekete geçti. Önceki bazilikanın kalıntılarının üzerine 532 yılında yapılmaya başlanan, Hıristiyanlık âleminin bu en büyük kilisesi beş yılda tamamlanarak, 537’de merasimlerle açıldı. İmparator hiçbir masraftan kaçınmayarak devlet hazinesini mimarların önüne saçtı. (Tralles’li Anthemius ile matematikçi, Miletoslu İsidorus) Kubbe inşaatı Roma mimarisi tarafından geliştirilmiştir, Bazilika planı da eski devirlerden beri tatbik edilmekte idi. Yuvarlak yapıların üzerleri çok büyük ölçüde kubbe ile örtülebilmişti. Ancak Justinyen Ayasofya’sındaki gibi dikdörtgen bir mekan ortasında, dev ölçüde bir merkezi kubbe yapımı, mimarlık tarihinde ilk kez deneniyordu. Rahiplerin koruyucu duaları okumaları devam ederken, İmparatorluğun hemen her yerinde mevcut olan erken devir kalıntılarından getirtilen çok sayıda ve değişik mermer parçaları, sütunlar yapıda kullanıldı. Sonraları da bu devşirme malzeme ve bilhassa sütunlar için, neye yarayacağı anlaşılmaz, bir sürü orijin hikayesi uyduruldu. Justinyen devrinde Ayasofya bir zevk ve gösteriş ürünü olarak ortaya çıkmıştı. Sonraki devirlerde ise bir efsane ve sembol olarak kabul edilmiştir. Bin yıl süre ile aşılamayan ölçüleri yanında finans zorlukları ve teknik yetersizliklerden ötürü efsanevi görülmüş, böyle bir yapının ancak kutsal kuvvetlerin yardımı ile yapılabileceği zannedile gelmişti. Ayasofya bir 6yy. Bizans devri eseri olmakla beraber, ön misali olmayan, sonraki devirlerde de taklit edilmeyen Roma mimari geleneğine bağlı bir “Deneme” dir. Dış ve iç görünüşteki tezat ve iri kubbe Roma’nın mirasıdır. Dış görünüş zarif değildir, proporsiyonlara dikkat edilmemiş, bir kabuk gibi yapılmıştır. Bunun tersine iç görünüm saray gibi görkemlidir, göz alıcıdır; yapı, dev bir “İmparatorluk” eseridir. Açılış merasiminde heyecanına hakim olamayan İmparator atların çektiği arabası ile içeriye dalmış, Tanrıya şükür ederek, Süleyman Peygambere üstün çıktığını haykırmıştı. Bazilika etrafını çevreleyen yüksek binaları ile büyük bir dini merkez olarak gelişmişti.
Dünyanın 8.harikalarından birisi sayılan Ayasofya, Sanat Tarihi ve mimarlık dünyasının 1 numaralı yapısı hüviyetindedir. Bu yaşta ve bu ebatta zamanımıza gelebilmiş ender eserlerdendir. Orijinal adı Hagia Sofia olan, Türklerin Ayasofya dedikleri yapı yanlış bir şekilde, Saint Sofia olarak bilinir. Bazilika, Sofia isimli bir azizeye değil, Kutsal Hikmet’e ithaf edilmişti. Önceki bir pagan mabedinin yerinde yapılmış 3 ayrı bazilika aynı isimle anlatılmıştı. İmparator Büyük Konstantin devrinde kilise yapılmadığı halde, bazı kaynaklar, ilk Ayasofya Bazilikasının onun tarafından yaptırıldığını iddia ede gelmiştir. Küçük ölçülerdeki ahşap çatılı ilk yapı 4. yy. ikinci yarısında Büyük Konstantin’in oğlu Konstantinus zamanında yapılmıştı. 404 yılında, bir isyan sırasında yanan ilk yapının yerine, daha büyük ölçülerde inşa edilen 2. kilise 415 yılında törenle açılmıştı. 532 yılında Hipodromda yapılan bir araba yarışı sonucu çıkan kanlı isyan on binlerce şehirlinin ölümüne ve pek çok binanın yakılmasına sebep olmuştu. “Nika” isyanı diye bilinen ve İmparator Justinyen aleyhine gelişen bu isyanda Ayasofya Kilisesi de yakılmıştı.#edirnem#edirne#kirklareli#keşan#trakya#lüleburgaz#tekirdag#erikli#karaağac #istanbul
Dünyanın 8.harikalarından birisi sayılan Ayasofya, Sanat Tarihi ve mimarlık dünyasının 1 numaralı yapısı hüviyetindedir. Bu yaşta ve bu ebatta zamanımıza gelebilmiş ender eserlerdendir. Orijinal adı Hagia Sofia olan, Türklerin Ayasofya dedikleri yapı yanlış bir şekilde, Saint Sofia olarak bilinir. Bazilika, Sofia isimli bir azizeye değil, Kutsal Hikmet’e ithaf edilmişti. Önceki bir pagan mabedinin yerinde yapılmış 3 ayrı bazilika aynı isimle anlatılmıştı. İmparator Büyük Konstantin devrinde kilise yapılmadığı halde, bazı kaynaklar, ilk Ayasofya Bazilikasının onun tarafından yaptırıldığını iddia ede gelmiştir. Küçük ölçülerdeki ahşap çatılı ilk yapı 4. yy. ikinci yarısında Büyük Konstantin’in oğlu Konstantinus zamanında yapılmıştı. 404 yılında, bir isyan sırasında yanan ilk yapının yerine, daha büyük ölçülerde inşa edilen 2. kilise 415 yılında törenle açılmıştı. 532 yılında Hipodromda yapılan bir araba yarışı sonucu çıkan kanlı isyan on binlerce şehirlinin ölümüne ve pek çok binanın yakılmasına sebep olmuştu. “Nika” isyanı diye bilinen ve İmparator Justinyen aleyhine gelişen bu isyanda Ayasofya Kilisesi de yakılmıştı.#edirnem #edirne #kirklareli #keşan #trakya #lüleburgaz #tekirdag #erikli #karaağac  #istanbul 
"TAŞ DEHAYA ULAŞTI DEHA TAŞ KESİLDİ!" Selimiye, varlığı ile, Türk Tarihindeki Edirne'ye güç katarak Ona simgesel bir nitelik kazandırmıştır. Yalnız zamanımızın araştırmacıları değil, eski yazarlar da Selimiye'nin bir başyapıt olduğu konusunda birleşirler.

Ernst Diez bu cami için şunları söyler: "Selimiye; mekan büyüklük, yükseklik, topluluk ve ışık etkisi bakımından yeryüzündeki bütün yapılardan üstündür." [Sayfa Başı]

Bu cami Osmanlı İmparatorluğu'nun Avrupa'daki gücünün hala devam ettiği 16. yüzyıldaki politik egemenliğini de vurgulayan "son sultan yapısıdır". Bir başka anlatımla Selimiye, Osmanlı Mimari Söyleminin ideal bir ifadesidir. Günün her saatinde kullanılan bu "Kent Tacı" politik gücün dini yapıda somutlaşan gösterisi anlamında, simgesel bir amacı da yerine getirir.#edirnem #edirne #kirklareli #keşan #trakya #lüleburgaz #tekirdag #erikli #karaağac
"TAŞ DEHAYA ULAŞTI DEHA TAŞ KESİLDİ!" Selimiye, varlığı ile, Türk Tarihindeki Edirne'ye güç katarak Ona simgesel bir nitelik kazandırmıştır. Yalnız zamanımızın araştırmacıları değil, eski yazarlar da Selimiye'nin bir başyapıt olduğu konusunda birleşirler. Ernst Diez bu cami için şunları söyler: "Selimiye; mekan büyüklük, yükseklik, topluluk ve ışık etkisi bakımından yeryüzündeki bütün yapılardan üstündür." [Sayfa Başı] Bu cami Osmanlı İmparatorluğu'nun Avrupa'daki gücünün hala devam ettiği 16. yüzyıldaki politik egemenliğini de vurgulayan "son sultan yapısıdır". Bir başka anlatımla Selimiye, Osmanlı Mimari Söyleminin ideal bir ifadesidir. Günün her saatinde kullanılan bu "Kent Tacı" politik gücün dini yapıda somutlaşan gösterisi anlamında, simgesel bir amacı da yerine getirir.#edirnem  #edirne  #kirklareli  #keşan  #trakya  #lüleburgaz  #tekirdag  #erikli  #karaağac 
Darüşşifa - Külliyenin Merkezi
Üç bölümden oluşur: Birinci bölümde poliklinikler, özel diyet mutfağı ve personel odaları bulunmaktadır.

İkinci bölüm ilaç deposu ve üst düzey personele aittir.

Üçüncü bölümde 6 kişilik ve 4 yazlık yatak odası ile bir müsiki sahnesi bulunur. Burada on kişiden oluşan musiki topluluğu tarafından haftada üç gün musiki konserleri verilirdi.

Sultan II.Beyazid Külliyesi Evliya Çelebi burada "hastalara deva, dertlilere şifa, divanelerin ruhuna gıda ve def'i sevda olmak üzere" on adet hanende ve sazende gulam(genç) ayrıldığı, bunların üçü hanende, biri neyzen, biri kanuni, biri musikari,biri cengi santuri, biri udi olup haftada üç gün hastalara ve delilere büyük kubbenin altında musiki faslı verdiklerini; neva, rast, dügah, çargah ve suzinak makamlarını çaldıklarını bildirmektedir.Mevsim çiçeklerinin (gül, karanfil, sümbül, reyhan ve misk-i rum) koku ve renklerinde de tedavi yapıldığını yazmaktadır.

Binanın her tarafından dinlenebilen bu konserler kadar; su sesi ve güzel kokulardan yararlanarak ruh hastalarının tedavisi yoluna gidilirdi. Bu noktada önemli sayılan bir olgu; aynı yılarda Avrupa'da delilik denilen hastalık durumlarında hastanın "Şeytandır" gerekçesiyle yakılmasıdır.

Aslında hastahane her türlü hastanın kabul edildiği bir yerdi ve tedavi parasızdı.

Örneğin burası, göz tedavisi için de önemli bir merkezdi.

Bu hastahanede, zincire vurulması gereken akıl hastalarına, paslı demirin olumsuz etki yapma olasılığı düşünülerek bu demir aksam altın ve gümüşle yaldızlanmıştır

Sultan II.Beyazid Külliyesi Hastahane kadrosunda 1 baştabip, 2 tabip, 2 göz uzmanı, 2 operatör, 1 eczacı bulunmaktaydı.#edirnem #edirne #kirklareli #keşan #trakya #lüleburgaz #tekirdag #erikli #karaağac #çorlu #
Darüşşifa - Külliyenin Merkezi Üç bölümden oluşur: Birinci bölümde poliklinikler, özel diyet mutfağı ve personel odaları bulunmaktadır. İkinci bölüm ilaç deposu ve üst düzey personele aittir. Üçüncü bölümde 6 kişilik ve 4 yazlık yatak odası ile bir müsiki sahnesi bulunur. Burada on kişiden oluşan musiki topluluğu tarafından haftada üç gün musiki konserleri verilirdi. Sultan II.Beyazid Külliyesi Evliya Çelebi burada "hastalara deva, dertlilere şifa, divanelerin ruhuna gıda ve def'i sevda olmak üzere" on adet hanende ve sazende gulam(genç) ayrıldığı, bunların üçü hanende, biri neyzen, biri kanuni, biri musikari,biri cengi santuri, biri udi olup haftada üç gün hastalara ve delilere büyük kubbenin altında musiki faslı verdiklerini; neva, rast, dügah, çargah ve suzinak makamlarını çaldıklarını bildirmektedir.Mevsim çiçeklerinin (gül, karanfil, sümbül, reyhan ve misk-i rum) koku ve renklerinde de tedavi yapıldığını yazmaktadır. Binanın her tarafından dinlenebilen bu konserler kadar; su sesi ve güzel kokulardan yararlanarak ruh hastalarının tedavisi yoluna gidilirdi. Bu noktada önemli sayılan bir olgu; aynı yılarda Avrupa'da delilik denilen hastalık durumlarında hastanın "Şeytandır" gerekçesiyle yakılmasıdır. Aslında hastahane her türlü hastanın kabul edildiği bir yerdi ve tedavi parasızdı. Örneğin burası, göz tedavisi için de önemli bir merkezdi. Bu hastahanede, zincire vurulması gereken akıl hastalarına, paslı demirin olumsuz etki yapma olasılığı düşünülerek bu demir aksam altın ve gümüşle yaldızlanmıştır Sultan II.Beyazid Külliyesi Hastahane kadrosunda 1 baştabip, 2 tabip, 2 göz uzmanı, 2 operatör, 1 eczacı bulunmaktaydı.#edirnem  #edirne  #kirklareli  #keşan  #trakya  #lüleburgaz  #tekirdag  #erikli  #karaağac  #çorlu  #
Edirne Yemekleri
Edirne'de değişik beslenme biçimleri görülür. Meyve ve Sebze beslenmede önemli yer tutar. Türkiye çapında ünlü beyaz peynir imalatı çok yaygındır. Edirne Peyniri denilen bu peynir genellikle koyun sütünden yapılır.

Mavzana, tarhana, ciğer sarması, akıtma, badem ezmesi, lokma, gaziler helvası, deva-i misk, Edirne'nin özgün yemek ve tatlılarının başlıcalarıdır. Ayrıca ısırgan yemeği, borani, değişik türde bir peynir tatlısı olan belmuş, mısır unundan imal edilen kaçamak, süte peynir eklenmesiyle yapılan akçakatık ve hardaliye de özgün beslenme öğeleri arasında yeralır.#edirnem #edirne #kirklareli #keşan #trakya #lüleburgaz #tekirdag #erikli #karaağac #çorlu
Edirne Yemekleri Edirne'de değişik beslenme biçimleri görülür. Meyve ve Sebze beslenmede önemli yer tutar. Türkiye çapında ünlü beyaz peynir imalatı çok yaygındır. Edirne Peyniri denilen bu peynir genellikle koyun sütünden yapılır. Mavzana, tarhana, ciğer sarması, akıtma, badem ezmesi, lokma, gaziler helvası, deva-i misk, Edirne'nin özgün yemek ve tatlılarının başlıcalarıdır. Ayrıca ısırgan yemeği, borani, değişik türde bir peynir tatlısı olan belmuş, mısır unundan imal edilen kaçamak, süte peynir eklenmesiyle yapılan akçakatık ve hardaliye de özgün beslenme öğeleri arasında yeralır.#edirnem  #edirne  #kirklareli  #keşan  #trakya  #lüleburgaz  #tekirdag  #erikli  #karaağac  #çorlu 
İğneada Longozu
Tabiatın bir armağanı olan İğneada Longozu, Kırklareli’nin Kıyıköy mevkiinde bulunmaktadır.

Dünyada sadece 3 örneği bulunan Longoz tipi ormanlık; kış aylarında sular ormanlık alanı kaplamaktadır. Organik bakımdan oldukça zengindir toprakları. Su kuşları, leylekler sonbahar aylarında geçiş alanı olarak kullanırlar İğneada Longozu’nu. Burada konaklamaya devam eden 184 kuş türü ayrı bir güzellik kadar atmosferine.

Yeşillikler içinde sadece bir gün geçirseniz bile ruhunuz yenilenecektir. Dünyada yok denecek kadar az sayıda bulunan İğneada Longozu doğanın gösterdiği en güzel yüzü ile yeşilin tüm tonlarına doyuruyor gelenleri. Bir gün şehir hayatının kalabalığından ve trafiğinden kaçmak isterseniz İğneada Longozu sizi en iyi şekilde ve huzur içinde ağırlayacaktır. Daha sonrasında gezinize Pınarhisar Kalesi’ni, Vize Kalesi’ni, Balkaya Köyü’nü ve Dupnisa Mağarası’nı ziyaret ederek devam edebilirsiniz.#edirnem #edirne #kirklareli #keşan #trakya #lüleburgaz #tekirdag #erikli #karaağac #çorlu
İğneada Longozu Tabiatın bir armağanı olan İğneada Longozu, Kırklareli’nin Kıyıköy mevkiinde bulunmaktadır. Dünyada sadece 3 örneği bulunan Longoz tipi ormanlık; kış aylarında sular ormanlık alanı kaplamaktadır. Organik bakımdan oldukça zengindir toprakları. Su kuşları, leylekler sonbahar aylarında geçiş alanı olarak kullanırlar İğneada Longozu’nu. Burada konaklamaya devam eden 184 kuş türü ayrı bir güzellik kadar atmosferine. Yeşillikler içinde sadece bir gün geçirseniz bile ruhunuz yenilenecektir. Dünyada yok denecek kadar az sayıda bulunan İğneada Longozu doğanın gösterdiği en güzel yüzü ile yeşilin tüm tonlarına doyuruyor gelenleri. Bir gün şehir hayatının kalabalığından ve trafiğinden kaçmak isterseniz İğneada Longozu sizi en iyi şekilde ve huzur içinde ağırlayacaktır. Daha sonrasında gezinize Pınarhisar Kalesi’ni, Vize Kalesi’ni, Balkaya Köyü’nü ve Dupnisa Mağarası’nı ziyaret ederek devam edebilirsiniz.#edirnem  #edirne  #kirklareli  #keşan  #trakya  #lüleburgaz  #tekirdag  #erikli  #karaağac  #çorlu 
Meriç Köprüsü ve Tarihi Karaağaç yolu ( takipçimizin paylaşımı ) #edirnem #edirne #kirklareli #keşan #trakya #lüleburgaz #tekirdag #erikli #karaağac sizlerde edirne ve çevresinde ve hatta Gezdiğiniz mekanlarda çektiğiniz resimleri gönderin araştıralım ve tarihe azda olsa hep birlikte ışık tutalım 🕌🏛
Bazen olmaz; hayat istediğini sunmaz, sunsa da uymaz. Ya zaman yanlıştır; ya mekan.  Ama burasi dogru mekan #trakyaunisosyaltesisleri #trakyaüniversitesi #edirnem #foodphotography #food52 #foodart #chefstalk
Hasan Sezai

İslâm âlimlerinden ve evliyânın büyüklerinden. İsmiHasan bin Ali, mahlası Sezâî'dir. Tasavvufta Gülşenî yoluna mensûb idi. 1669 (H.1080) yılında Gördes'de doğdu. Şehrin bugünkü adı Korent olup, Yunanistan sınırları içinde kalmıştır. 1738 (H.1151) senesinde Edirne'de vefât etti.Kendi ismi ile anılan dergâhının bahçesinde defnedildi.

Hasan Sezâî, on sekiz yaşına kadar doğum yeri olan Gördes'te kaldı. 1687 senesinde Venedikliler o beldeyi istilâ edince, gemi ile Gördes'ten İstanbul'a geldi. Yolculuk esnâsında, Halvetiyye yolunun büyüklerinden biri ile tanışıp sohbetinde bulundu. Hasan Sezâî, genç ve yakışıklı olmakla, zâhirî güzelliğe sâhib olduğu gibi, edeb ve ahlâkının fevkalâde olması ve çok iyi terbiye edilmesiyle bâtınî güzelliğe, kalb ve rûh temizliğine sâhib idi. Anlayış ve istidâdının pekçok olması, ilerde yüksek ilmî mertebelere yükseleceğini gösteriyordu.

İstanbul'dan Edirne'ye geçen HasanSezâî bir taraftan oradaki âlimlerden zâhirî ilimleri tahsîl ederken, diğer yandan kendisini tasavvuf yolunda yetiştirip, mânevî terbiye verecek bir rehber aradı. Gemi yolculuğu esnâsında tanıştığı zâtın tesiri ve gördüğü bir rüyâdaki işâret üzerine, Âşık Mûsâ Dergâhında bulunan Şeyh Muhammed Sırrî Efendiye talebe olup bir müddet hizmetinde bulundu. Muhammed Sırrî'nin vefâtından sonra onun vekîli olup, yerine geçen Muhammed La'lî Fenâî Efendiye bağlandı. Muhammed La'lî Efendi aslenKastamonulu olup, Edirne'de Şeyh Şücâ' Zâviyesinde talebe yetiştirmekle meşgûl idi. Hasan Sezâî'ye dergâhın vakıflarının icârlarını toplamak vazifesi verildi. Bunun için Sezâî'ye; Câbî Dede Efendi de denilmiştir. Hasan Sezâî ondan mezun olup, Gülşenî Veli DedeDergâhının şeyhi oldu. Buradaki vazifesi altı ayı dolunca, hocası Muhammed La'lî'nin halîfesi olan Muhammed Hamdi Efendi vefât etti. Bunun üzerine Sezâî onun yerine geçti.

Hasan Sezâî Efendi bir gün talebeleriyle sohbet ederken kalp gözüyle hocası La'lî Efendinin vefât ettiğini anlayıp, şiddetli üzüntüye kapıldı ve kendinden geçerek yere düştü. Bu esnâda bir dişi kırıldı ve bu dişi bir tahtaya saplandı. Günümüzde de bu dişi, mihrâbın sağ tarafında bulunmakta ve ziyâret edenler tarafından görülmektedir.
Hasan Sezai İslâm âlimlerinden ve evliyânın büyüklerinden. İsmiHasan bin Ali, mahlası Sezâî'dir. Tasavvufta Gülşenî yoluna mensûb idi. 1669 (H.1080) yılında Gördes'de doğdu. Şehrin bugünkü adı Korent olup, Yunanistan sınırları içinde kalmıştır. 1738 (H.1151) senesinde Edirne'de vefât etti.Kendi ismi ile anılan dergâhının bahçesinde defnedildi. Hasan Sezâî, on sekiz yaşına kadar doğum yeri olan Gördes'te kaldı. 1687 senesinde Venedikliler o beldeyi istilâ edince, gemi ile Gördes'ten İstanbul'a geldi. Yolculuk esnâsında, Halvetiyye yolunun büyüklerinden biri ile tanışıp sohbetinde bulundu. Hasan Sezâî, genç ve yakışıklı olmakla, zâhirî güzelliğe sâhib olduğu gibi, edeb ve ahlâkının fevkalâde olması ve çok iyi terbiye edilmesiyle bâtınî güzelliğe, kalb ve rûh temizliğine sâhib idi. Anlayış ve istidâdının pekçok olması, ilerde yüksek ilmî mertebelere yükseleceğini gösteriyordu. İstanbul'dan Edirne'ye geçen HasanSezâî bir taraftan oradaki âlimlerden zâhirî ilimleri tahsîl ederken, diğer yandan kendisini tasavvuf yolunda yetiştirip, mânevî terbiye verecek bir rehber aradı. Gemi yolculuğu esnâsında tanıştığı zâtın tesiri ve gördüğü bir rüyâdaki işâret üzerine, Âşık Mûsâ Dergâhında bulunan Şeyh Muhammed Sırrî Efendiye talebe olup bir müddet hizmetinde bulundu. Muhammed Sırrî'nin vefâtından sonra onun vekîli olup, yerine geçen Muhammed La'lî Fenâî Efendiye bağlandı. Muhammed La'lî Efendi aslenKastamonulu olup, Edirne'de Şeyh Şücâ' Zâviyesinde talebe yetiştirmekle meşgûl idi. Hasan Sezâî'ye dergâhın vakıflarının icârlarını toplamak vazifesi verildi. Bunun için Sezâî'ye; Câbî Dede Efendi de denilmiştir. Hasan Sezâî ondan mezun olup, Gülşenî Veli DedeDergâhının şeyhi oldu. Buradaki vazifesi altı ayı dolunca, hocası Muhammed La'lî'nin halîfesi olan Muhammed Hamdi Efendi vefât etti. Bunun üzerine Sezâî onun yerine geçti. Hasan Sezâî Efendi bir gün talebeleriyle sohbet ederken kalp gözüyle hocası La'lî Efendinin vefât ettiğini anlayıp, şiddetli üzüntüye kapıldı ve kendinden geçerek yere düştü. Bu esnâda bir dişi kırıldı ve bu dişi bir tahtaya saplandı. Günümüzde de bu dişi, mihrâbın sağ tarafında bulunmakta ve ziyâret edenler tarafından görülmektedir.
Beylerbeyi Camisi
Tek ve yarım kubbeden oluşan bu cami, içinde çok ilginç Türk-İslam Mezartaşı örneklerinin bulunduğu bir mezarlığa sahip olup, günümüzde de ibadete açıktır.

Hükümet Konağından Sarayiçi'ne giden caddenin sağındadır.1429'da, Sultan II.Murad döneminde Rumeli Beylerbeyi Sinaneddin Yusuf Paşa yaptırmıştır. Yan mekanlı, çokgen planlı tek kubbeli bir yapıdır. Sivri kemerli mermer Taçkapı ilginçtir. İçte büyük kemerin alt yüzünde rumi ve hatayi motifli kalem işi süslemeler göze çarpar. Son yıllarda yeniden yapılırcasına onarılmıştır.

Caminin karşısında Sinaneddin Yusuf Paşa için yapıldığı sanılan yıkık Durumda bir türbe vardır. Sekizgen planlı taş yapıda sırlı tuğla dolgular tek süs öğeleridir.

Mezarlık ortasında bulunan türbe önemli ölçüde tahrip edilmiştir. Halk Arasında bu türbenin İncili Çavuş'a ait olduğu inancı yaygındır.
#edirnem#edirne#kirklareli#keşan#trakya#lüleburgaz#tekirdag#erikli#karaağac
Beylerbeyi Camisi Tek ve yarım kubbeden oluşan bu cami, içinde çok ilginç Türk-İslam Mezartaşı örneklerinin bulunduğu bir mezarlığa sahip olup, günümüzde de ibadete açıktır. Hükümet Konağından Sarayiçi'ne giden caddenin sağındadır.1429'da, Sultan II.Murad döneminde Rumeli Beylerbeyi Sinaneddin Yusuf Paşa yaptırmıştır. Yan mekanlı, çokgen planlı tek kubbeli bir yapıdır. Sivri kemerli mermer Taçkapı ilginçtir. İçte büyük kemerin alt yüzünde rumi ve hatayi motifli kalem işi süslemeler göze çarpar. Son yıllarda yeniden yapılırcasına onarılmıştır. Caminin karşısında Sinaneddin Yusuf Paşa için yapıldığı sanılan yıkık Durumda bir türbe vardır. Sekizgen planlı taş yapıda sırlı tuğla dolgular tek süs öğeleridir. Mezarlık ortasında bulunan türbe önemli ölçüde tahrip edilmiştir. Halk Arasında bu türbenin İncili Çavuş'a ait olduğu inancı yaygındır. #edirnem #edirne #kirklareli #keşan #trakya #lüleburgaz #tekirdag #erikli #karaağac 
Gazimihal Camisi
Gazimihal Camii-Büyük Resim için Tıklayın! Tunca Nehri'nin ve Gazi Mihal Beylerbeyi köprüsünün sağındadır. Mermer kapı üzerindeki yazıtta, 1422'de Mihal Bey'in yaptırdığı bildirilmektedir. Yan mekanlı (zaviyeli) camiler planındadır. Kesme taştan yapının önünde ağır payeli, beş bölümlü bir son cemaat yeri vardır. Tek kubbeli, tek minarelidir. Alçı mihrabındaki yıldızlar ve geometrik bölmelerden oluşan süsleme özgündür. Ancak, mihrabın alt bölümü su basması yüzünden oldukça bozulmuştur. Caminin kıble yönünde Gazi Mihal Bey'in mezarı bulunmaktadır. "Yapılış tarzı pek latif, hareminde beş kubbesi olan, ayrıca kurşun örtülü bir saçağı bulunan" bir cami olarak anılır.#edirnem #edirne #kirklareli #keşan #trakya #lüleburgaz #tekirdag #erikli #karaağac
Gazimihal Camisi Gazimihal Camii-Büyük Resim için Tıklayın! Tunca Nehri'nin ve Gazi Mihal Beylerbeyi köprüsünün sağındadır. Mermer kapı üzerindeki yazıtta, 1422'de Mihal Bey'in yaptırdığı bildirilmektedir. Yan mekanlı (zaviyeli) camiler planındadır. Kesme taştan yapının önünde ağır payeli, beş bölümlü bir son cemaat yeri vardır. Tek kubbeli, tek minarelidir. Alçı mihrabındaki yıldızlar ve geometrik bölmelerden oluşan süsleme özgündür. Ancak, mihrabın alt bölümü su basması yüzünden oldukça bozulmuştur. Caminin kıble yönünde Gazi Mihal Bey'in mezarı bulunmaktadır. "Yapılış tarzı pek latif, hareminde beş kubbesi olan, ayrıca kurşun örtülü bir saçağı bulunan" bir cami olarak anılır.#edirnem  #edirne  #kirklareli  #keşan  #trakya  #lüleburgaz  #tekirdag  #erikli  #karaağac 
Dilaver Bey Hakkında
1865'te Edirne'de dünyaya gelmiş, özel öğretmenlerle öğrenim görmüş, zeki, dirayetli, bilgili ve belediye başkanlığı yıllarındaki renkli kişiliği ile anılır. 1898-1903 ve 1907-1910 yıllarında iki kez belediye başkanlığı görevinde bulunmuş, 1903 yılındaki büşük Kaleiçi yangınından sonra bu semtin yeniden ve bugünkü planıyla kurulmasını gerçekleştirmiştir.

Dilaver Bey, Bulgar İşgali yıllarında gördüğü işkenceler yüzünden yakalandığı hastalıklar sonrasında 15 Nisan 1919'da vefat etmiştir. Mezarı Selimiye arkasındadır. Günümüzde Kaleiçi'nde onun adıyla anılan bir mahalle mevcuttur.#edirnem #edirne #kirklareli #keşan #trakya #lüleburgaz #tekirdag #erikli #karaağac
Dilaver Bey Hakkında 1865'te Edirne'de dünyaya gelmiş, özel öğretmenlerle öğrenim görmüş, zeki, dirayetli, bilgili ve belediye başkanlığı yıllarındaki renkli kişiliği ile anılır. 1898-1903 ve 1907-1910 yıllarında iki kez belediye başkanlığı görevinde bulunmuş, 1903 yılındaki büşük Kaleiçi yangınından sonra bu semtin yeniden ve bugünkü planıyla kurulmasını gerçekleştirmiştir. Dilaver Bey, Bulgar İşgali yıllarında gördüğü işkenceler yüzünden yakalandığı hastalıklar sonrasında 15 Nisan 1919'da vefat etmiştir. Mezarı Selimiye arkasındadır. Günümüzde Kaleiçi'nde onun adıyla anılan bir mahalle mevcuttur.#edirnem  #edirne  #kirklareli  #keşan  #trakya  #lüleburgaz  #tekirdag  #erikli  #karaağac 
Taş hangar boks ekibi sabah koşusu @tashangar_gym #boxing #kickboxing #fullcontact #trainlikeamonster #fight #edirne #edirnem #run
Edirne Konakları ve Evleri
Edirne Kent Tarihi Müzesi Taş duvar ve sıvayla örülmüş ahşap iskelet sistemleri ile yapılırdı. Bu evler genellikle yanındaki daha yümsek saçaklara çift eğri öğe ile bağlanan bir çatıyla örtülü, az derinde kalan locanın içine yerleştirilmiş merkezi girişi ile kusursuz bir simetriye sahiptir. Balkan Yarımadasının hemen her tarafında en küçüğünden en gösterişlisine kadar bütün evlerde "hayat" denilen bölümler vardır. Oda kapılarının açıldığı yer olan bu bölüm, doğrudan evin bahçesine bakan yönde 1,5 - 2 metrelik direkler üzerine dayandırılmıştır. Hayatların sonunda bir basamak yükseklikte dört köşe bir kısım ayrılarak, tahta sedirlerle çevrilirdi.

Eski Edirne Evi Evin harem ve selamlıklarında büyük kapıların açıldığı bahçı kısımları olan avluların uygun bir yerinde mermer bir çeşme bulunurdu. Bazı evlerde avluların ortasında küçük havuzlar, üzerine asma sardırılmış çardaklar vardı. Harem ve Selamlık avlularından birbirine geçilecek küçük kapı bulunurdu. Geçiş yolları üzerinde bulunan kentin gelişme döneminde hem artan ekonomi ve ticaret yoğunluğunu karşılamak hem de cami ve imaretlere gelir sağlamak amacıyla bir çok han, bedesten ve çarşı inşa edildi.

1417 - 1418 yılları arasında Çelebi Sultan Mehmet tarafından Mimar Alaeddin'e Eski Cami'ye vakıf olarak bir bedesten yaptırıldı. 1569 yılında Hersekli Semiz Ali Paşa'nın Mimar Sinan'a yaptırdığı Ali Paşa Çarşısı yüzotuz dükkandan oluşmaktaydı. Çarşı üç yüz metre uzunluğunda olup, altı kapılıydı. 73 kemerli, 255 metre uzunluğunda, 124 dükkandan oluşan Arasta, Sultan III.Murat tarafından Selimiye Camisine vakıf olmak üzere Mimar Davut Ağa'ya yaptırıldı.#edirnem #edirne #kirklareli #keşan #trakya #lüleburgaz #tekirdag #erikli #karaağac
Edirne Konakları ve Evleri Edirne Kent Tarihi Müzesi Taş duvar ve sıvayla örülmüş ahşap iskelet sistemleri ile yapılırdı. Bu evler genellikle yanındaki daha yümsek saçaklara çift eğri öğe ile bağlanan bir çatıyla örtülü, az derinde kalan locanın içine yerleştirilmiş merkezi girişi ile kusursuz bir simetriye sahiptir. Balkan Yarımadasının hemen her tarafında en küçüğünden en gösterişlisine kadar bütün evlerde "hayat" denilen bölümler vardır. Oda kapılarının açıldığı yer olan bu bölüm, doğrudan evin bahçesine bakan yönde 1,5 - 2 metrelik direkler üzerine dayandırılmıştır. Hayatların sonunda bir basamak yükseklikte dört köşe bir kısım ayrılarak, tahta sedirlerle çevrilirdi. Eski Edirne Evi Evin harem ve selamlıklarında büyük kapıların açıldığı bahçı kısımları olan avluların uygun bir yerinde mermer bir çeşme bulunurdu. Bazı evlerde avluların ortasında küçük havuzlar, üzerine asma sardırılmış çardaklar vardı. Harem ve Selamlık avlularından birbirine geçilecek küçük kapı bulunurdu. Geçiş yolları üzerinde bulunan kentin gelişme döneminde hem artan ekonomi ve ticaret yoğunluğunu karşılamak hem de cami ve imaretlere gelir sağlamak amacıyla bir çok han, bedesten ve çarşı inşa edildi. 1417 - 1418 yılları arasında Çelebi Sultan Mehmet tarafından Mimar Alaeddin'e Eski Cami'ye vakıf olarak bir bedesten yaptırıldı. 1569 yılında Hersekli Semiz Ali Paşa'nın Mimar Sinan'a yaptırdığı Ali Paşa Çarşısı yüzotuz dükkandan oluşmaktaydı. Çarşı üç yüz metre uzunluğunda olup, altı kapılıydı. 73 kemerli, 255 metre uzunluğunda, 124 dükkandan oluşan Arasta, Sultan III.Murat tarafından Selimiye Camisine vakıf olmak üzere Mimar Davut Ağa'ya yaptırıldı.#edirnem  #edirne  #kirklareli  #keşan  #trakya  #lüleburgaz  #tekirdag  #erikli  #karaağac 
Edirne Kentinin Piknik Alanları - Mesire Yerleri
Söğütlük Edirne'nin çok güzel mesire yerleri vardır. Bunların başında Kırkpınar güreşlerinin yapıldığı Sarayiçi gelir. Sarayiçi, Tunca nehrinin iki kolu arasında, ağaçlarla ve zümrüt gibi çayırlarla kaplı ufak bir adacıktır. Sarayiçi'nde Bizans çağında sık ağaçlardan oluşan bir ormanın bulunduğu ve Bizans prenslerinin avlanmak için buraya geldikleri bilinir. Sarayiçi Osmanlı döneminde de bu özelliğini korumuştur.

Öte yandan Edirne-Karaağaç Yolu üzerindeki ve Meriç Nehri boyunca uzanan ağaçlık Söğütlük mesiresi de çevrenin en güzel dinlenme yerlerinden biridir. Bu bakımdan içme suyuyla ünlü Karaağaç'ı da saymak gerekir.

Edirne'ye 18 km. uzaklıktaki ve Türkiye'nin Bulgaristan üzerinden Avrupa'ya açılan karayolu kapısını oluşturan Kapıkule ile Edirne' den 7 km. ötede Türk-Yunan sınır kapısı bulunan Pazarkule de kentin gezilip görülecek yerleri arasındadır.

Edirne, hem E-5 Karayolu üzerinde olması, hem Kırkpınar gibi bir Şenliğin merkezi olması, tarihi ve turistik açıdan Osmanlı başkentliği yapmış bir şehir olarak sahip olduğu tarihi eserler açısından, hem de mesire yerleriyle önemli bir turizm merkezidir. E-5 karayolu üzerinde ve mesire yerlerindeki otel, motel ve restoranlar da bu potansiyele olumlu katkıda bulunmaktadır. Kentte, işletme belgeli Kervan Otel, Sultan Otel, Kervansaray Otel, Park Otel, Balta Oteli, Taşhan ve Fifi Motel Kampta toplam oda sayısı 235, yatak sayısı 450'dir. Kente yıl boyunca işçi ve yabancı turist olarak gelen turist sayısı 1,5 milyon dolayındadır. Bir çoğu transit geçiş yapmakla birlikte konaklama isteyenler kentteki tesislerde bu ihtiyaçlarını giderebilmektedir.#edirnem #edirne #kirklareli #keşan #trakya #lüleburgaz #tekirdag #erikli
Edirne Kentinin Piknik Alanları - Mesire Yerleri Söğütlük Edirne'nin çok güzel mesire yerleri vardır. Bunların başında Kırkpınar güreşlerinin yapıldığı Sarayiçi gelir. Sarayiçi, Tunca nehrinin iki kolu arasında, ağaçlarla ve zümrüt gibi çayırlarla kaplı ufak bir adacıktır. Sarayiçi'nde Bizans çağında sık ağaçlardan oluşan bir ormanın bulunduğu ve Bizans prenslerinin avlanmak için buraya geldikleri bilinir. Sarayiçi Osmanlı döneminde de bu özelliğini korumuştur. Öte yandan Edirne-Karaağaç Yolu üzerindeki ve Meriç Nehri boyunca uzanan ağaçlık Söğütlük mesiresi de çevrenin en güzel dinlenme yerlerinden biridir. Bu bakımdan içme suyuyla ünlü Karaağaç'ı da saymak gerekir. Edirne'ye 18 km. uzaklıktaki ve Türkiye'nin Bulgaristan üzerinden Avrupa'ya açılan karayolu kapısını oluşturan Kapıkule ile Edirne' den 7 km. ötede Türk-Yunan sınır kapısı bulunan Pazarkule de kentin gezilip görülecek yerleri arasındadır. Edirne, hem E-5 Karayolu üzerinde olması, hem Kırkpınar gibi bir Şenliğin merkezi olması, tarihi ve turistik açıdan Osmanlı başkentliği yapmış bir şehir olarak sahip olduğu tarihi eserler açısından, hem de mesire yerleriyle önemli bir turizm merkezidir. E-5 karayolu üzerinde ve mesire yerlerindeki otel, motel ve restoranlar da bu potansiyele olumlu katkıda bulunmaktadır. Kentte, işletme belgeli Kervan Otel, Sultan Otel, Kervansaray Otel, Park Otel, Balta Oteli, Taşhan ve Fifi Motel Kampta toplam oda sayısı 235, yatak sayısı 450'dir. Kente yıl boyunca işçi ve yabancı turist olarak gelen turist sayısı 1,5 milyon dolayındadır. Bir çoğu transit geçiş yapmakla birlikte konaklama isteyenler kentteki tesislerde bu ihtiyaçlarını giderebilmektedir.#edirnem  #edirne  #kirklareli  #keşan  #trakya  #lüleburgaz  #tekirdag  #erikli 
Bisiklet kiralayarak Erikli ve çevresini keşfetmek keyifli olacaktır. Kiraladığınız bisiklet ile Danışment tarafına gitmenizi tavsiye ederiz. Ayrıca Danışment kamp yapmak için oldukça uygun bir bölge.#edirnem #edirne #kirklareli #keşan #trakya #lüleburgaz #tekirdag #erikli
Erikli Uzunkum ve İtalyan Koyu’nu ziyaret etmeden dönenler çok şey kaçırmış olursunuz bizden söylemesi.#edirnem #edirne #kirklareli #keşan #trakya #lüleburgaz #tekirdag #erikli
Erikli sahilinde Şemsiyenizi sandalyenizi kapıp sahilde istediğiniz yere kurulmak serbest. Fakat eğer hazıra konmak istiyorsanız şezlongları ve şemsiyeleriyle sizleri bekleyen plajları da mevcut.#edirnem #edirne #kirklareli #keşan #trakya #lüleburgaz #tekirdag  #erikli
Kamp yapmayı tercih ediyorsanız Erikli’deki kamp alanlarında dilediğiniz gibi konaklayabilirsiniz. Hatta karavanları ile gelip tatilin keyfini bu şekilde çıkaranları da görebilirsiniz.
Erikli-Kamp
Akşam yakamoz eşliğinde yürüyüş yolunda yürümek… Gerçekten huzurun tanımı denebilecek kadar muazzam.
#edirnem #edirne #kirklareli #keşan #trakya #lüleburgaz #tekirdag #erikli
Kamp yapmayı tercih ediyorsanız Erikli’deki kamp alanlarında dilediğiniz gibi konaklayabilirsiniz. Hatta karavanları ile gelip tatilin keyfini bu şekilde çıkaranları da görebilirsiniz. Erikli-Kamp Akşam yakamoz eşliğinde yürüyüş yolunda yürümek… Gerçekten huzurun tanımı denebilecek kadar muazzam. #edirnem  #edirne  #kirklareli  #keşan  #trakya  #lüleburgaz  #tekirdag  #erikli 
Bugünkü yazımızda sizler için Edirne Kent Ormanı’ndan bahsetmek istiyoruz. Eminiz sizlerin de dikkatini çekmiştir, son yazılarımızda Edirne ve çevresindeki alanlara ağırlık verdik. Boş bir gününüzde Edirne’ye gezi düzenlemenizi kesinlikle tavsiye ediyoruz. Selimiye Camii’nden Meriç Köprüsü’ne kadar pek çok tarihi mekanı görmenizi bir kez daha tavsiye ederken dilerseniz şimdi de Edirne Kent Ormanı’ndan da bahsedelim.

Artık yaz mevsimini geride bıraktık ve sonbaharı tüm güzelliğiyle karşıladık. Yaz mevsiminde tatilin tadını çıkaranlar bol bol denize girip sosyal medya hesaplarından bu anlarını sevdikleriyle paylaşmayı da ihmal etmedi. Deniz, kum ve güneşi şöyle kenara bırakacak olursak artık gezi planlarını sonbahara göre ayarlamak gerekecek. Bizler de bu durumda üzerimize düşeni yapıyor ve sizler için mümkün olduğunca tarihi mekanlara, müzelere ve doğal ortamlara ağırlık verecek şekilde makaleler hazırlamaya gayret gösteriyoruz.

Edirne Kent Ormanı Genel Bilgiler
Eğer sizler de haftanın yorgunluğunu atmak için sesten ve her türlü gürültüden uzak bir ortama gitmek istiyorsanız rotanızı Edirne Kent Ormanı’na doğru çevirebilirsiniz. Edirne’nin temiz hava ve yeşil alan yükünü çeken Kent Ormanı, başta Edirneli’ler olmak üzere pek çok insanın hafta sonları için tercih ettiği mekanlardandır. Edirne merkeze yaklaşık olarak 2 km uzaklıkta olan Kent Ormanı, Edirne – Karaağaç yolu üzerinde ve Meriç Nehri kıyısında bulunmaktadır.

Ormanda çeşit çeşit ağaçlar da bulunmaktadır. Bunlardan belli başlıları; ak söğüt, saplı meyveli karaağaç, ovakaraağacı, titrek kavak, yabani erik, armut, muşmula gibi daha pek çok ağaç çeşidi bulunmaktadır. Tertemiz havada sevdiklerinizle dinlenebilir, piknik yapabilir ya da sadece gelip muhteşem manzaranın tadını çıkarabilirsiniz.

Edirne Kent Ormanı’nda Bulabileceğiniz Hizmetler
Eğer Kent Ormanı’na hazırlıksız bir şekilde geldiyseniz ya da yolunuzun üzerindeyken uğradıysanız ne yer ne içeriz diye düşünmenize gerek yok. Çünkü burada pek çok hizmet sunulmaktadır. Tunca Ltd. Şti. tarafından kiralanan ormanda firmanın çeşitli tesisleri ve hizmetleri bulunmaktadır. Bunlardan kısaca bahsedecek olursak;
Bugünkü yazımızda sizler için Edirne Kent Ormanı’ndan bahsetmek istiyoruz. Eminiz sizlerin de dikkatini çekmiştir, son yazılarımızda Edirne ve çevresindeki alanlara ağırlık verdik. Boş bir gününüzde Edirne’ye gezi düzenlemenizi kesinlikle tavsiye ediyoruz. Selimiye Camii’nden Meriç Köprüsü’ne kadar pek çok tarihi mekanı görmenizi bir kez daha tavsiye ederken dilerseniz şimdi de Edirne Kent Ormanı’ndan da bahsedelim. Artık yaz mevsimini geride bıraktık ve sonbaharı tüm güzelliğiyle karşıladık. Yaz mevsiminde tatilin tadını çıkaranlar bol bol denize girip sosyal medya hesaplarından bu anlarını sevdikleriyle paylaşmayı da ihmal etmedi. Deniz, kum ve güneşi şöyle kenara bırakacak olursak artık gezi planlarını sonbahara göre ayarlamak gerekecek. Bizler de bu durumda üzerimize düşeni yapıyor ve sizler için mümkün olduğunca tarihi mekanlara, müzelere ve doğal ortamlara ağırlık verecek şekilde makaleler hazırlamaya gayret gösteriyoruz. Edirne Kent Ormanı Genel Bilgiler Eğer sizler de haftanın yorgunluğunu atmak için sesten ve her türlü gürültüden uzak bir ortama gitmek istiyorsanız rotanızı Edirne Kent Ormanı’na doğru çevirebilirsiniz. Edirne’nin temiz hava ve yeşil alan yükünü çeken Kent Ormanı, başta Edirneli’ler olmak üzere pek çok insanın hafta sonları için tercih ettiği mekanlardandır. Edirne merkeze yaklaşık olarak 2 km uzaklıkta olan Kent Ormanı, Edirne – Karaağaç yolu üzerinde ve Meriç Nehri kıyısında bulunmaktadır. Ormanda çeşit çeşit ağaçlar da bulunmaktadır. Bunlardan belli başlıları; ak söğüt, saplı meyveli karaağaç, ovakaraağacı, titrek kavak, yabani erik, armut, muşmula gibi daha pek çok ağaç çeşidi bulunmaktadır. Tertemiz havada sevdiklerinizle dinlenebilir, piknik yapabilir ya da sadece gelip muhteşem manzaranın tadını çıkarabilirsiniz. Edirne Kent Ormanı’nda Bulabileceğiniz Hizmetler Eğer Kent Ormanı’na hazırlıksız bir şekilde geldiyseniz ya da yolunuzun üzerindeyken uğradıysanız ne yer ne içeriz diye düşünmenize gerek yok. Çünkü burada pek çok hizmet sunulmaktadır. Tunca Ltd. Şti. tarafından kiralanan ormanda firmanın çeşitli tesisleri ve hizmetleri bulunmaktadır. Bunlardan kısaca bahsedecek olursak;